© - Ferdi Tayfur'un Resmi Hayran Sitesi - ©
Ferdi Tayfur Hayran Sitesine
Lütfen Üye Olun


Ferdi Tayfur'un Resmi Hayran Sitesi
 
Ana sayfaAnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ATA'NIN KÜSTAHLIĞINI SU YÜZÜNE ÇIKARACAĞIM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ByDaMaR
Site Krucusu
Site Krucusu
avatar

Yaş : 26 Mesaj Sayısı : 593

MesajKonu: ATA'NIN KÜSTAHLIĞINI SU YÜZÜNE ÇIKARACAĞIM   4/22/2012, 16:13

'Ata’nın Küstahlığını Su Yüzüne Çıkaracağım'


Ağabeycim, nedir bu Ata Demirer ile aranızdaki senaryo tartışması? Bir sordum, bin işittim... Sohbetin bundan sonrasını Ferdi ağabeyin ağzından dinliyoruz:

13 Nisan 2012 09:25 -



Kendisini hiçbir zaman şöhret düşkünü biri olarak görmedim. Tanıdığım onca isim arasında belki de en sade yaşantısı olan oydu... Millet sansasyon peşinde koşarken, Ferdi abi, evinde oturur, kitabını okurdu.

Şöhreti asla sevmedi...

Son zamanlarda sağlık sorunları olduğunu duymuştum. Geçtiğimiz hafta, halini hatırını sormak için aradım. Patoloji sonuçlarını beklediğini, şu an için iyi ya da kötü bir şey söyleyemeyeceğini belirtti.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra tekrar aradığımda sesi gayet güzel geliyordu. Sonuçlar temiz çıkmıştı, çok şükür.

Gelininin, ev yemekleri yapan, çok cici bir butik restoranı var. Beni oraya davet ettiler. Çiçeğimi aldım, gittim yanlarına...

Ailecek orda bulunurlar çoğu zaman...

Allah’ın selamı ile girdim içeri... Sevgiyle karşıladı Nilüfer abla beni ve üst kata çıkardı.

Ferdi ağabey kahvesini içiyor, bir yandan da masada birkaç misafiri ile sohbet ediyordu. Beni görünce ayağa kalktı;

-Ooo bizim kız gelmiş... dedi.

Kolay kolay kimseye elini öptürmez ama sağ olsun ben onlardan değilim. Oturduk, sohbet ettik biraz, oradan buradan... Bir kahve de bana söyledi. (Herhalde bunun için, az sonra okuyacaklarınızı, belki de hiç kimseye bu kadar samimi anlatmamıştır. )

Sağlığı da keyfi de yerindeydi maşallah... O halde ben dâhil birçok kişiyi meraklandıran o konuyu açabilir, sorularımı sorabilirdim.

“Müsaadenle” dedim ve bastım kayıt cihazımın kırmızı tuşuna...

Daha fazlası için niyetlenmiştim ama sorabildiğim tek soru şu oldu:

-Ağabeycim, nedir bu Ata Demirer ile aranızdaki senaryo tartışması?

Bir sordum, bin işittim...

Sohbetin bundan sonrasını Ferdi ağabeyin ağzından dinliyoruz:

-Mahkemeden ‘konuşma yasağı’ talep etmişler. Ama kabul edilmemiş tabii. Kimse kimsenin özgürlük hakkına saldıramaz. Konuşup da ne söylemişim ya da ne söylemeyecekmişim?

Bizim orda günlük halk dilinde şöyle denir. Eğer ki, ben sana bir zarf göndermişsem ve bu zarfı açmamışsan, açmadığını da söylüyorsan, sen ‘dürüst’ bir insansın. Ama zarfımı açıp da içinden tüm işine yarayan kısımları alıp, sonra inkâr ediyorsan, sen ‘hırsızsın’. Yani çalmışsan, hırsız derler adama... Ne derler kardeşim başka buna, hayır yani başka adı var mı?

Ama bunun bir ağır tarafı daha var. Yasalarla ilgili. Ben o tarafı söylemedim. Nedir o ağır taraf biliyor musunuz? ‘Emniyeti suiistimal’.

Emniyeti suiistimal; hırsızlıktan daha bir ağırmış.

Mesela, ben sana bir şey emanet ediyorum ve bunu da ispat ediyorum sana verdiğime dair. (Senaryonun kargo gönderim ve karşı tarafın alım imzaları var.) Sen bunu istismar ediyorsun. Emanete hıyanet!

Ben yine hafif söylemişim... Efendim yok bana hırsız dedi, yok onu dedi, bunu dedi...

Oysa ben hayatımda ilk defa gördüm bu adamı. Bir defa el sıkıştık, Yüksel Aytuğ’un programında.

O dönemde, bu olaylar olurken ben çok şaşkın haldeydim. Aynı zamanlarda, bizim Fuat Güner’in de bir programına katılmıştım. Karıştırmışım. ilk açıklamalarımda karşılaştığımız ve senaryo ile ilgili sohbet ettiğimiz yer için, Yüksel yerine, Fuat’ın programı demişim.

Vay efendim sen misin program sunucusunun ismini karıştıran... Tutturmuş,’ ben, yanlışlarla doluymuşum.’ Neymiş efendim, Fuat Güner’in programına hiç çıkmamış o.... Ertesi gün bizim Cumali’ye sordum. ‘Amca sen sunucuların ismini karıştırdın o öfkeyle’ dedi. Adres aynı, apartman aynı... Daire farklı sadece.

Neyse sadete geleyim...

O gece bir milli maç vardı ve maçı KanalTürk veriyordu. Maç uzadığı için program da sarktı. Bekliyoruz, vakit geçirmek için koridorda yürüyoruz işte... O zamanlar sigara da içiyoruz. Ata’ya dedim ki, Ben bir film çekeceğim, senaryom var. Oynar mısın?’

( Şükrü Avşar’la beraber çekmeye karar verdik, ortak olacağız. Yani o kadar inanmışım senaryoya... Öyle böyle değil. Daha 80’li yıllarda vardı aklımda zaten. Boksör Orhan Çetin’le ‘Şey’ gazetesine röportaj yapmıştım hatta...)

Sordum işte Ata’ya oynar mısın diye?...’Nasıl bir şey ağabey’ dedi.

Adı ‘Lambalı Saz’... Bokslu falan... Amcamın oğlu Almanya’dan gelecek... Boksör...

Uyarsa oynarım ağabey, sen senaryoyu bana yolla dedi, program başladı, stüdyoya geçtik.

Laf lafı açtı, konuşuyoruz... Yüksel Aytuğ sordu, ‘Ferdi ağabey sen neler yapıyorsun bu aralar? Senin güzel filmlerin vardı. Zamanın en güzel aşk filmleriydi onlar.’ Dedim, şimdi aşk meşk, böyle filmler iş yapmıyor. Ama koridorda Ata’ya da anlattım, kafamda uzun zamandır şekillendirdiğim bir senaryo var. Nasıl bir şey diye sorunca; ben de anlatmaya korkuyordum aslında... Kameralar açık...

Emekli bir boksörüm dedim, üst kattaki kıza aşığım falan... Amcamın oğlu Emir de Almanya’da hâlâ boksör. Bizim evin yarısı da onun. Mafyadan para almışız, peşimize düşmüş, üst kattaki kıza kefil olmuşuz... Bundan kurtulmak için çare arıyorum, evi satalım diyorum. Annemler, ‘Emir razı olur mu acaba?’ diyorlar. Emir Almanya’dan geliyor...

İşte, Emir’in Almanya’dan gelmesi, hepsi benim senaryomdan alıntı...

Evimiz, onun senaryosunda pansiyon. Eniştesi var, yani amcasının kızının kocası var, benim rolümü almış. Erkek çocuğu var, kızımın rolünü almış. Ceketin kumaşını değiştirmişler.

Maçı Orhan Ayhan anlatıyor maçı.... Orhan Ayhannn!...

Orda dondum kaldım... Senaryoda ne var ne yok almış, Orhan Ayhan dahil.

Sen ne hakla benim senaryomu bozar ve kendi adını yazarsın!. Ne hakla?

‘Senaryo, filmin bitmiş halidir’ diyor... Ona kim öğretmişse bunu, yanlış öğretmiş. Ben senden çalacağım, ondan çalacağım, sonra hepsini birleştireceğim. Ne olacak peki, onların emekleri? Gençler, nasıl güvenip, birilerine senaryo yollayacak?

Temel aynı, bina aynı, çatı aynı!... İsimler değişmiş, yürünen yollar değişmiş o kadar...

Beni, BKM’ de mahkemeye vermiş. Bir defa ben, BKM’ ye hiçbir zaman saygısızlık yapmadım. Neymiş Efendim, Ata, onların sanatçılarıymış... E senin sanatçın, sana hırsızlık malı getirmiş, o nasıl olacak?

Sen hırsızlık malı almışsın. Beni nasıl susturatabilirsin?

BKM’ den böyle birşey beklemiyordum. En azından tarafsız olacaklardı. Aradılar, Ata’nın ailesi çok üzülüyor, dediler. Madem ki senaryonun Ata’nın olduğuna kanaat ettiniz, o halde neden zahmet edip beni arıyorsunuz?

Hakkımı aramak suç mu?

80’ lerden beri var bu hikaye kafamda... Müjdat Gezen, Kandemir Konduk onlara bile anlattım hikayeyi...

Ata’nın, bu vurdumduymazlığını, küstahlığını su yüzüne çıkaracağım.

Ne olursa olsun bırakmam peşini...

Birgün şirketlerinden biri işten ayrılacak ve itiraf edecek.... ‘Evet, ben gördüm... Ferdi Tayfur’un hikayesiydi o...’

İlahi adalet.

Not: Mahkeme devam ediyor...


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.ferditayfur.forumn.org
 
ATA'NIN KÜSTAHLIĞINI SU YÜZÜNE ÇIKARACAĞIM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
© - Ferdi Tayfur'un Resmi Hayran Sitesi - © :: ~~ .. FERDİ TAYFUR - BİYOGRAFİ .. ~~ :: Ferdi Tayfur Haberleri-
Buraya geçin: