© - Ferdi Tayfur'un Resmi Hayran Sitesi - ©
Ferdi Tayfur Hayran Sitesine
Lütfen Üye Olun


Ferdi Tayfur'un Resmi Hayran Sitesi
 
Ana sayfaAnasayfaEventsKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ferdi tayfur hayatı devamı-4

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ByDaMaR
Site Krucusu
Site Krucusu
avatar

Yaş : 27 Mesaj Sayısı : 593

MesajKonu: ferdi tayfur hayatı devamı-4   6/6/2009, 12:58

İlk Aşkım..

15 yaşındadım. Artık tek bir pencereden bakmıyordum dünyaya. Birden fazla pencerelerim olmuştu. Ve her pencerden ayrı bir tablo izliyordum. her geçen gün biraz daha bağışıklık kazanıyordum yaşamın güçlüklerine ve acılarına. Büyük bir olgunlukla karşılıyordum yazgımı ve yagımızı. Hiç bir hayat yeniden yaşanmıyor ve hiç bir yarın bugünden belli olmuyordu. İnsanoğlu, sürekli olarak kendini olağanüstü bir takım duygulara ve olaylara karşı hazır tutmalıydı. Çünkü alışagelmiş ve monotonlaşmış bir hayat, birden öylesine değişime uğruyordu ki, kendi bile şaşırıyordu. İşte beni de şaşırtan ve halen izini üzerimde taşıdığım bir olay geldi başıma, 15 yaşındayken... Nerden bilebilirdim, o gecenin ben de bu denli ruh sarsıntısına yol açacağını? O ysa o gecenin diğer gecelerden bir farkı yoktu. Gökyüzü yine yıldızlarla doluydu ve Adana yine her zamanki sessiz karanlığına bürünmüştü Bir düğün gecesiydi. Adana'ya yakın bir mesafede bir köyde yapılıyordu düğün. Ben de çağırıldım. Önceleri gitmek istemedim. Bir tek takım elbisem vardı ve o da hem ütüsüz hem de kirliydi. O kıyafetle gitmek delikanlılık onuruma dokunmuştu. Ama canım da öylesine çekiyordu ki. Fakat yapabileceğim birşey yoktu. Gün batmak üzereydi. Ya o elbiseyi giyip gidecektim, ya da kalacaktım. Hemen o anda aklıma bir sokak aşağımızda oturan ahbaplar geldi. Onların kömürlü bir ütüleri vardı. Koşarak gidip kapılarını çaldım. Şanssızlık bu ya, onlar da evde yoktu. Uzun bir süre kapılarının önünden ayrılmadım. Her zili çalışımda biraz daha ümitleniyor, kapı açıldı, açılacak diye heycandan içim içime sığmıyordu. Fakat gerçekten yoklardı evde.Çaresiz bir şekilde evime döndüm. Sanki 15 yılımın en büyük darbesini yemiş gibi bir yıkıntı içindeydim. Yüreğimde alevlenen küçük pırıltı da sönüvermişti, bir anda. Küfürler dolusu, öfke yüklü bir halde eve girdim ve elbisemi giyip yola çıktım. Güneş batmıştı. Akşam çökmüştü her tarafa . Bir türkü tutturmuş, ana caddeye doğru yol alıyordum. Hava o kadar güzeldi ki, hiçbir araca binmek istemedim. Yürümeye başladım köye doğru. Uzaktan varmakta olduğum köyün, tektük ışıkları görünüyordu.Bir saate yakın bir zamandan sonra biraz da yorgun olarak köy düğününün yapıldığı meydana geldim.

Artık tam anlamıyla geceydi. Davullar çalıyor, silahlar gökyüzünü kurşun yağmuruna tutuyordu. Meğerse sevdalanmaya gelmişim bu bir saatlik yoldan buralara kadar. Ve işte ilk aşkımın öyküsü... Köyün öğretmenine aşık oldum o gece 20 yaşında esmer, uzun boylu bir kızdı. Ne adını biliyordum, ne de herhangi bir özelliğini . Ansızın ola gelmişti her şey. Gözlerimiz düğümlenmişti adeta. Sürekli birbirimizi izliyorduk. İçimde bir korku belirmeye başlamıştı. '' Evliyse yada bir belalı arkadaşı varsa?'' diye kuşkulanıyordum. Aynı heycanı onun da gözlerinde görmeye başladım. Kim bilir o da benden çekiniyordu. Neden sonra gülümsemeye başladı. Titriyordum. Gözlerime inanamıyordum. Bütün cesaretimi toplayıp, yanına gittim. Konuşmaya başladık. Köy halkı, içkiden artık iyice kendinden geçmiş durumdaydı. Kimsenin kimseyle uğraşacak hali yoktu. Adını söyledi. Öğretmenlik yaptığını anlattı. Sandalyede oturuyordu. Yanına çömelerek '' sizi hergün görmek istiyorum. Buna izin verir misiniz ? diye sordum. '' Siz onca yolu göze alıyorsanız buyrun '' dedi. O gece gözüme dirhem uyku girmedi. Hep, şimdi adını anımsayamadığım o güzel gözlü, masum yüzlü kızı düşünüp durdum. Sonra ki günlerde gizli gizli buluşmaya başladık. 15 yıllık hayatım ona o kadar ilginç gelmişti ki bir arada olduğumuz saatlerde hep beni konuştururdu, ben de zevkle, herşeyimi en ince ayrıntısına kadar ona anlatıyordum. Hüzünleniyordu. Zaman zaman beni avutuyor, yüreklendiriyordu. O kadar sevecen bir kişiydi ki... Sanki insanlığın tüm alınyazısını kendisine dert edinmişti. O zaman, gözlerimden yuvarlanmaya başlayan iri iri gözyaşları, yüreğimde çoktandır biriken kinleri, aptallıkları ve çamuru silip götürüyordu... Karanlıkta, uçsuz bucaksız pamuk tarlalarının ortasında, dudağımı dudağına yapıştırıp bir süre öylece kalırdık. Ay ışığının yansıdığı pamuk tomurcukları , bu öpüşlere anlatılmaz bir sihir kazandırırdı. Bir düş içindeydim sanki. Fakat herşey o kadar gerçek ki... Aradan haftalar geçmişti. Hemen hemen her gece beraber oluyorduk. Yine gecelerden bir geceydi. Beyaz kerpiçli okulun tek ışıklı odasının penceresine yanaştım. Camı tıkırdattım. Pencereyi açıp beni görünce öfkeden çıldıracak gibi oldu. Şaşırmıştım. Şaka yapıyor sanmıştım, bu saatte ne işimin olduğunu sordu. Sustum. Eliyle işaretler yapıp gitmemi söyledi. '' Sana gelmeyeyim mi istiyorsun yoksa '' Bu soru üzerine pencereyi açıp avazı çıktığı kadar bağırdı bana: Kovulmuştum. Hemen dönüp gitmeyi gururuma yediremiyordum. Öylece kalakaldım bir süre. Ve çöküntü dolu bir yürekle, ağır adımlarla uzaklaşmaya başladım. Anladım ki, ben onun için sadece geçici bir hevestim. Belki de bir eğlence. Çünkü tahsil derecem sıfırdı ve ekonomik durumum da kötünün de kötüsüydü. O geceyi bir felaket gecesi olarak bugün bile anımsarım. Yolda yürüken düşüncelerim ve değer yargılarım allak bullak olmuştu. Kalbimi ayaklarımın altına alarak önünde diz çöktüğüm ilk kız beni yaralamıştı. İlk çöküşüm, ilk ızdırabımdı o aşk.

Çok sonra aynı kızı Adana'da gördüm. İlk anda irkildim. Adımlarım çakılmışcasına olduğum yere mıhlanıp kaldım. O da beni görmüştü. Yalnızdı. Kendisini tanıdığım o düğün gecesindeki ilk tebessümüyle bana baktığını farkettim. Adana'ya yağmur yağıyordu. Saçları sırılsıklam olmuştu. İnsanlar saçak altlarına sığınmış yağmurun dinmesini bekliyorlardı. O anda haylı süredir içimde hissettiğim kin ve öfkem silinip gitti ve sevgiye dönüştü. Yanına yaklaşıp kolundan tutarak hemen oradaki mağazanın içine soktum.

Yağmurlu Bir Gündü, Gittin O Gidiş

'' Ne olur hiç bir kötü söz söyleme '' deyiverdi. birden '' Hayır. Ne münasebet, seni öylesine çok özledim ki... demek insan sevdiğini unutamıyormuş.'' '' Nasılsın ? '' '' Bildiğin gibi. Eski öykü sürüp gidiyor. Değişen bir şey yok. '' Yüreğim onulmaz acılarla çarpıyordu. İnsanlar geçiyordu yanımızdan: Omuzlarını vurarak, sağımızdan solumuzdan ve ikimizi bölerek ortamızdan geçen insanlar. Kederli yüzlü, gülen ve umursama insanlar. Hayat her yürekte, bir ayrı hüküm sürüyordu. '' Gitmem gerek, köye giden bir otobüs var, onu kaçırmayayım.'' '' Yağmur yağıyor. İstersen dinmesini bekle. Gecikirsen ben seni bırakırım '' Sadece elini uzattı. Hiç bir yanıt vermedi '' Allahaısmarladık'' bile demeden uzaklaşıp gitti. Ellerinin ellerime değdiği son andı o. Yağmur gittikçe hızını arttırıyordu. Gidiş o gidiş oldu. Ve bir daha hiçbir zaman göremedim onu. Dilerim içinde taşıdığı sırrın, acıklı bir öykü ile ilgisi yoktur.

İlk Sınav, İlk Başarım..

Şekerci dükkanını bırakıp, eniştemin traktör atölyesinde çalışmaya başladım. Çok dürüst bir insandı eniştem... Tamir ettiği traktörler saat gibi çalışır ve yıllar boyu sahibinden bir yakınma gelmezdi. Ama bu dürüst davranışı,ona pahalıya mal oldu. Dükkanını kapatmak zorunda kaldı. Çünkü, diğer tamircilerin yöntemiyle çalışmıyordu. Onlar herhangi bir arızayı tam olarak onarmıyolar, böylece müşterilerinin yeniden kendilerine gelmesini sağlıyorlardı. Tabii dikkanın kapanmasıyla birlikte ben de yeniden işsiz kaldım. Eniştem kendi sorunlarından çok benim işsiz kalmama üzülüyordu. Ama bu üzüntü çok fazla sürmedi. Bir çiftlik ağası kendisini ustabaşı olarak yanına aldı. Beni de götürdü eniştem. Ordaki görevim Çiftlikte çalışanlara traktörle yemek taşımaktı. Böylece ilk kez direksiyon başına geçmiş oluyordum. Benim için yeni bir dünya başlamıştı. Günde 3 defa traktörüme biniyor ve çiftliğin dört bir köşesine giderek, çalışanlara yemek dağıtıyordum. Yanık türküler tutturuyordum direksiyon başında. Sesim, motorun sesine karışıp, uçsuz bucaksız Adana ovalarında derin yankılar yapıyordu. Sevdalarımı, acılarımı, özlemlerimi hep bu türkülerde dile getiriyordum. Zaman zaman uğulduyan rüzgar, türküleri hiç tanımadığım, bilmediğim insanların kulaklarına kadar iletiyordu. Çiftliğe komşu olan köylüler bazen gelip beni dinlemekten büyük zevk alıyorlardı. Traktörle yanından geçtiğim ırgatlar, başlarını yukarıya kaldırıp, ellerindeki işleri bırakıp, beni dinlemeye koyulurlardı. Onların bu ilgisi ben daha da yüreklendiriyor, sesime daha çok anlam kazandırıyordu. Akşam olup da, herkes yorgun ve bitkin halde yatağına uzandığında, konuları hep ben olurdum. Çalışanların çoğu yoksuldu ve bir lokma ekmek parası için yollara düşmüşlerdi. Aralarında genci de vardı, yaşlısı da. Ve hepsinin de öyküsü aşağı yukarı aynı olduğu gibi, düşleri özlemleri de ortaktı. Ne acıdır ki, o koşullar altında doğan insanlar, maalesefyine o koşullar altında yaşamını sürdürmeğe mahkümdu bizim toplulumumuzda. Tabii benim gibi istisnalar hariç... '' Bu çocuğun sesi ne kadar güzel... '' '' Bu Ferdi, galiba ses sanatçısı olacak... '' '' Hadi, şu sesin sayesinde sen bari hayatını kurtar'' gibi sözlerle benim onurumu okşar, bana moral verirlerdi. Ben de o gece tüm bu övgülerin etkisiyle sabaha kadar uyuyamaz, nice pembe dünyalar, düşler kurardım. Ve bu düşlerden silkinmem ancak güneşin bir altın nehir gibi odama uzanmasıyla olurdu. İşte o zaman, gerçek beni bir ahtopotun kolları gibi sarar ve hayata küskünlüğüm yeniden başlardı. Henüz hiçbir şey olmadığımı ve şu anda sadece basit bir toprak işçisi olduğumu tüm acımasızlığıyla kavrardım...


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.ferditayfur.forumn.org
Efsane_Ferdici
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Yaş : 29 Mesaj Sayısı : 157

MesajKonu: Geri: ferdi tayfur hayatı devamı-4   3/29/2010, 09:26

paylasımın ıcın tskler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
sami
Admin
Admin
avatar

Yaş : 30 Mesaj Sayısı : 61

MesajKonu: Geri: ferdi tayfur hayatı devamı-4   8/14/2010, 16:07

eline sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ApocaLypTo
Admin
Admin
avatar

Yaş : 25 Mesaj Sayısı : 11

MesajKonu: Geri: ferdi tayfur hayatı devamı-4   12/19/2012, 21:51

eline sağlık bilgilendirme İçin Teşekkürler.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ferdi tayfur hayatı devamı-4
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Hakan Şükürün Hayatı
» Rock ın babası Erkin Korayın Hayatı!
» GülÇiNİn HayATı
» Robert Thomas-Pattinson'un Hayatı
» Atatürk'ün Hayatında 19 Sayısının Önemi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
© - Ferdi Tayfur'un Resmi Hayran Sitesi - © :: ~~ .. FERDİ TAYFUR - BİYOGRAFİ .. ~~ :: ' - Ferdi Tayfur - Hayatı - '-
Buraya geçin: